29 Aralık 2016 Perşembe

SARMALSAL BİR İLİŞKİ

Birbirine sarılmış iki sarmal olarak büyüyen bir sarmaşık. Dolana dolana oluşmuş, dolantılı. Bu içiçe geçmişliğin özünde kökü bir ama birbirine benzemeyen iki farklı sarmal. Coşkularımız, kırgınlıklarımız, merakımız, hayallerimiz bizi başka sarmaşıklara da sarmal şekilde dolandırıyor. Başka sarmaşıklar ile sarmalleşmemizi kabullenmemiz, bu sarmalliklerin de bize güç verdiğini, büyüttüğünü anlamamız için iyicene kök salmamız, sağlamlaşmamız gerekiyormuş. Yalnız başına da coşku ile çiçekleniyor, bana ihtiyacı yok diye düşünebiliyoruz. Tutunmamızı sağlayan can suyumuzun bir kısmı birbirimizin damarlarındayken yalnız çiçeklenmek diye bir kavram mümkün değil. Filizlendiğimiz yerden kopabiliyoruz ya da kopartıyorlar. Dirençle, umutla, birbirimizin desteği ile tutunuyoruz, yeniden yeşilleniyoruz hatta açmaz sandığımız çiçeklerimize de kavuşuyoruz. Sarıl bana bak ben çiçeklendim, kopartıldığım yerden daha güçlü filiz verdim, sen de çiçekleneceksin diyoruz birbirimize. Sarıyoruz, sarmalıyoruz, iyileştiriyoruz birbirimizi.
Duygudurumumuza insanların ancak sevgili-eş ilişkilerinde erişebildiğini söylediğimde, tepki verip dostluk ilişkisini diğer ilişkilere oranla küçümsediğimi söyleyip sinirlenirsin. Başkaları ile paylaşımlarımızın yoğunluğunu kıskanırız. Birimizin derdi, kederi diğerimizin uykularını kaçırır, mutluluklarımızı da aynı çoşku ile yaşarız. Diğer insanlarda yaşadığımız hayal kırıklıklarımızın acısı ile birbirimizin canını acıtırız, birbirimizi ihmal ettiğimizi hissedip bunu hissettirdiğimizde ellerimiz kenetlenip gözlerimiz dolar. Uzak olduğumuz zamanlarda bile canımızın sıkkın olduğunu hissebileceğimiz görmenin, duymanın, dokunmanın dışında bir bağımız var.
Zaman zaman birbirimize çok geldiğimiz anlar olabiliyor. Bu zamanlarda küçük vedalara sığınmana tahammül edemiyorum, adı küçük bile olsa senin ile aramda veda konuşmasının geçmesi devam edebilme gücümü elimden alıyor. Yalnız kalma,  içimize çekilme dönemlerimiz olur ama buna veda demen ağır geliyor. Birlikte geçirilen günlerin, biriktirilen anıların yanımıza kar kaldığını deneyimlemiş insanlar olarak hayattayken birbirimizi kaybetme düşüncesi bile hayata karşı arzumu, şevkimi kırıyor. Biz dedim ya kökümüz bir, özümüz bir kopamayız. Ne zaman yakınında olduğum için mutlu olduğumu hissettsem; içimde aynı zamanda yine bir şey olacak tedirginliğini yaşıyorum. Hani sen mutlu olduğunda akabinde gelebilecek kötü olaylardan korkarsın ya, işte öyle bir his benimki de. Dediğim bir söz, yaptığım bir hareket hemen bu şekilde davranmana sebep olmuyor, bir birikim sonucu patlama oluyor elbette. Bana dilediğini söyleme hakkına sahip yegane insansın. Sen benim can dostumsun, kızımsın, kardeşimsin, ablamsın. Beni sar sarmala sarmallaşalım, hiçbir şey konuşmadan saatlerce duralım isterim.
Seni düşününce gözümde üzerinde ekin olmayan kahverengi bir tarla canlanıyor; toprağın altında çatlamak için kıvranan bir tohum, toprağı bir yarıp filizlense, sakladığı renkler ile dolacak tarla; bu renkler çıksın diye seni güldürme çabalarım, sersem sepelek komik hallerim. Senin yanında hüzünlerimin bile bir neşesi var. Gözyaşımlarım ile beraber gülümsemelerim var.
Hangimizin hangi cümleyi yazıp, hangi cevabı döndüğüne dikkat etmeden geçmiş yazışmalarımıza bakıyorum. Yeri gelmiş dediklerin benim cümlelerim olmuş, yeri gelmiş yaşadıklarım yaşadıkların olmuş. Bütün yazdıkların benim, bütün yazdıklarım sensin. Dolanmışız...Sarılınca kıvırcık saçlarımızın birbirini bulup karışması gibi...
-------- 

“……Bugün 05 Haziran yani bana dargınlığının 1.ayı. Beni görmemenin ise 24.günü, sesimi duymamanın ise 17.günü. Sen nasılsın bilmiyorum ama ben berbat bir haldeyim. Bazen sana aşırı kızıyorum tam seni aramaya, gelmeye niyetleniyorum sonra beni istemediğin aklıma geliyor, kendimi çekiyorum....... Senin ile gün aşırı konuşmak, paylaşımda bulunmak hayatımda o kadar doğal bir hale gelmiş ki senin ile paylaşımda bulunmadığım her şeyde bir eksiklik tadı kalıyor……. Yaptığım seçimleri onaylamayınca bana sırtını mı dönüyorsun? ……. Kararımı savunmak zorunda kalmak istemiyorum, anlamanı onay vermeni de istemiyorum ama kararıma saygı duyup kabullenebilirsin. Kararımın nedenini niçinini deşmek istemiyorum. Bu konu ile ilgili söylemek istediklerim sadece bundan ibaret…… Normalde kızıp geçeceğin bir konuydu belki ama işte dediğim gibi asıl kızgın olduğun konudan dolayı daha tepkisel yaklaştın….. Aramızda bir sorun var ve ben gerçekten çözümlemek istiyorum. Bunların tekrar nüksetmesini istemiyorum o yüzden mesajlaşmamızda bahsi geçen konuları da dile getireceğim…..Benim üzgün olduğum zaman benim için bir şeyler yapmaya çalışıyordun tamam ama hep başkaları da oluyordu ve ben o başkaları ile vakit geçirmek istemiyordum…...Hep içinde tut anında dile getirme diye bana kızıyorsun. Bir şey yaparken ya da bir karar verirken, bunun bize nasıl geleceğine bakıp, bunu yapıp yapmak istemediğimizi düşünüp yapıyoruz. Birbirimizin istekleri hayatlarımızda elbette çok önemli, sen benim dostumdan öte kardeşimsin ama kendimiz pahasına birbirimizin isteklerine hayatlarımızda alan açınca ortada kendimiz kalmıyoruz. Aynı şekilde senin yaptığın bazı şeyler karşısında üzülmeme rağmen senin seçimin olduğu için dillendirmiyorum, senin düşünmeni tercih ediyorum ama sonuç itibari ile kararlarına saygı duyuyorum ve kabulleniyorum. Dediğim gibi bunları tekrar yaşamamak adına daha şeffaf davranmaya çalışacağım. Sana kızmıyorum ama üzülüyorum ve özlüyorum. 
--------

 Beni kimse anlayamadı, sen de dahil. Bunun senin hayatın olduğunu biliyorum. Farkındayım iyisi ile de kötüsü ile de neye karar verirsen senin hayatın. Bunun mantığını anlıyorum ama bunu duygularıma, hislerime kabul ettiremiyorum sorun burada maalesef. Duygular kabul etmeyince de göz görmek, konuşmak, buluşmak istemiyor. Tamamen içten, elimden gelen bir şey değil.
Diyorsun ya sana gelip kaldığım gün yüzüme bile bakmadın. Evet içimden bakmak, konuşmak gelmiyordu. O kadar zorlanmıştım ki; o gün biran önce yatıp, o günün geçmesini istemiştim. İkimizi de bu duruma bir daha düşürmemek, kendimi de dinlemek adına biraz uzak kalalım dedim.
Şu an çok mu farklı hissediyorum bilmiyorum ama tam olarak eskisi gibi hissettiğim söylenemez. İyi misin, nasılsın diye merak ediyorum seni, gerçi diğer insanlardan alıyorum haberlerini ama olsun….
Sen benim ile tek takılmak istiyordun belki ama ikimiz olsaydık yine aynı şeyleri konuşacaktık ve ben başka insanlar ile konuşmanı, kafanı dağıtmanı istiyordum……Dediğin gibi kolay bir hayat yaşamıyoruz ve gerçekten birbirimize açık olmamız gerekiyor, kızdıysan o an söyleseydin keşke ya da sonradan hiç açmasaydın. Sana en çok kızdığım konulardan biri açık olmaman, bazı şeyleri içinde tutman ve sonra patlaman. Zaman önemli gerçekten, hala sana kızgınım. Her ne kadar anlamsız olsa da ama elimden bir şey gelmiyor. Böyleyim işte ne yaparsın. Özlem var ama onun yanında başka duygular da var. Bittiğinde arayacağım seni. Sende hala bir şeyler kaldıysa o zaman da devam ederiz kaldığımız yerden. Olanlara rağmen seni seviyorum ama…
 -------- 

Senin sevgini hissetmediğim an hep içimde bir şeyler eksik kalıyor.
Beni sevmediğini düşündüğüm zaman bile içim parçalanıyor.
 --------

Dün telefonda konuşurken senin yanında kendimi kısıtlıyorum, konuşmak istediklerimi konuşamıyorum dedin ya içime oturdu sana bunu yaşattığım için. Oysa ki bir şey yaptığımı düşünmüyordum, gayet ne istersen yapıyor gibiydin ama tabii senin bana yaşattıkların da var, bunları bir kenara koyuyorum şimdilik. Uzun bir süre görüşmesek ikimiz için de iyi olacak. Sen kendini kısıtlamadan, hareket edebildiğin, konuşabildiğin insanlar ile takılsan iyi olur; zira bu enerjini başka türlü atamayacaksın. Hoşçakal. 
--------

Ne zaman yakınında olduğum için mutlu olduğumu hissetsem içimden de aynı zamanda yine bir şey olacak tedirginliğimi boşa çıkartmadığın için teşekkür ederim. Bu tavırların gerçekten çocukça demeyeceğim bencilce geliyor. Boka çevirdin beni şu an. Öylesine dediğim bir lafı nasıl yorumluyorsun. Kısıtlamadan hareket edebildiğim insanlarmış dediğine bak.... Sen zaten dün telefon görüşmesinde değil, buna bence önceden karar verdin. Aynı anlattığın şeyleri duymaktan çok sıkıldım dedin, öncesinde de dediklerin var zaten. Hayata tutunabilme sebeplerim arasında olan insanlardansın ve sen bunun ehemmiyetini anlamıyorsan ve anlamamışsan aynı sözlerimi yinelememin anlamı yok….. Ne olursa olsun çözemeyeceğimiz bir şey olmadığını düşünüyorum. …..Bana karşı olan hislerin değişti belki de... İstemiyorsundur beni hayatında. Olabilir... Bu benim için vehamet ama kararına saygı duymam gerekiyor. Bu benim için çok zor ama sırf sen istiyorsun diye kendimi tutacağım. Havuza da gelmeyeceğim artık, ben yokum gönül rahatlığı ile git lütfen...
--------

Sana göre bencillik bana göre dürüstlük. Ne hissediyorsam onu yazdım. Hissettiklerime gem vurmadım senin gibi. Akşam görüşelim.
--------

Dürüstlük....Bilemiyorum...
Bana göre bağın şiddetinin değişmesi.
Kendimi çok kötü hissediyorum, bir şey yapmak istemiyorum, kararına zor da olsa saygı duyuyorum. Sen havuza git yüz lütfen.
--------

İstemiyorum bir şey yapmak Taksim’de buluşalım mı?
--------

Tamam.
--------

Ve daha nice yazışmalar yapmışız, nice konuşmalar ve nice suskunluklar elbette... Birbirimizi neşelendirip canlandırdığımız gibi, yerin dibine sokup hüzüne de boğabiliyoruz. Yirmili yaşlarımda bulduğum kıymetlim, birbirimizden aykırı yönlerde olsak ta kökümüzün bir olduğunu bilmenin gücü ile seni sarıp sarmalayacağım. Elele tutuşup iskeleden koşarak denize atladığımız gibi gelecek günlerimize de sarmalleşerek yol almak arzusu ile...Zayıf botanik bilginden ötürü yazının sonunda sarmaşık hangisiydi düşünüp zorlanma diye begendiğim bir sarmaşık türünün fotoğrafını da ekliyorum. Kirpiklerinden öperim.



                                                                                             
                                                                                              Beylikdüzü-İSTANBUL

1 yorum: